ABD Başkanı Donald Trump, İran ile bir anlaşma imzalanmadan önce Tahran'ın yurtdışındaki varlıklarının serbest bırakılmayacağını açıkça belirtti. NBC televizyonuna verdiği ve 7 Haziran'da yayımlanan röportajda Trump, bu fonların veya yaptırımların hafifletilmesinin olası bir anlaşmanın parçası olup olmayacağı sorusuna kesin bir dille "Hayır" yanıtını verdi. Görüşmenin 5 Haziran'da kaydedildiği bildirildi. ABD lideri, varlıkların serbest bırakılmasını İran'ın anlaşma sonrasındaki davranışına bağlayarak "Bu sonra gelecek. Eğer doğru hareket ederlerse, iyi bir iş çıkarırlarsa" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Tahran'ın tam da bu bloke edilmiş fonların çözülmesini talep ettiği hassas müzakerelerin ortasında geldi.
Varlıkların Kullanımına Alternatif Senaryo
Trump'ın sözleri, mali yaptırımların kaldırılmasına yönelik pazarlıklarda elini güçlendirse de, Hazine Bakanlığı'nın farklı bir seçeneği masada tuttuğu görülüyor. Kaynaklara yakın bir yetkiliye göre, bakanlık bu dondurulmuş kaynakları İran saldırılarından zarar gören Körfez ülkelerini tazmin etmek için kullanma olasılığını değerlendiriyor. Bu hamle, müzakerelerin ne kadar karmaşık olduğunu ve dondurulan paranın stratejik bir koz haline geldiğini gösteriyor. Başkan, herhangi bir mali rahatlamanın ancak anlaşma imzalandıktan sonra ve Tahran'ın performansına bağlı olarak gerçekleşeceğini yineledi. Öte yandan, alternatif planın hayata geçmesi halinde bölgesel dengelerin yeniden şekillenebileceği belirtiliyor.
Uranyum Stokunun Geleceği Tartışılıyor
Trump, görüşmelerin en zorlu başlıklarından biri olan zenginleştirilmiş uranyumun akıbetine de değindi. İran'ın elindeki bu maddenin tam yerini bildiğini söyleyen başkan, onu bir şekilde geri almak istediğini ancak bu görev için asker gönderme konusunda net konuşmadı. "Bir anlaşmaya varırsak, artık iyi ilişkiler içinde olduğumuz için birlikte hareket ederiz. Bu bizim malzememiz olacak. Onu kaldıracağız ve yok edeceğiz, ister orada ister başka bir yerde olsun" dedi. Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise bu hafta uranyum meselesinin müzakerelerde "açıkça ele alındığını" kabul etmekle birlikte, Tahran'ın henüz onay vermediğini itiraf etti. Bu durum, anlaşmanın önündeki en büyük engellerden birini oluşturuyor.
Askeri Müdahale Tehdidi ve Körfez'deki Gerilim
Trump, görüşmelerin başarısız olması halinde askeri seçeneği masadan kaldırmadı. "Bir anlaşmaya varamazsak, onları askeri olarak çok sert bir şekilde etkisiz hale getiririz" uyarısında bulundu. Bu kararı vermeden önce bekleyeceğini söylese de, "Her halükarda güvende olacağız" sözleriyle kararlılığını vurguladı. ABD lideri, müzakereler "tamamlanana kadar" birliklerini bölgede tutmak istediğini ve onları tehlikede görmediğini belirtti. Son günlerde, özellikle İran'ın kontrolündeki stratejik Hürmüz Boğazı çevresinde çatışmaların yeniden alevlenmesi, ateşkesin ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne seriyor. Bu durum, hem enerji nakil hatlarının güvenliğini hem de bölgesel istikrarı tehdit ediyor.
Yeni İran Liderliği Trump'ın Gözünde 'Daha Mantıklı'
Trump, İran'ın yeni yönetim kademesine ilişkin olumlu bir değerlendirme yaptı. Babası Ali Hamaney'in yerine geçen Mojtaba Khamenei'nin liderliğini "daha mantıklı ve çok zeki" olarak nitelendirdi. Eski liderin oğlunun bir barış anlaşmasının onay sürecinde yer aldığını belirten başkan, onunla doğrudan görüşmeye açık olduğunu söyledi. "İsterse bunu yapardım" diyen Trump, henüz yeni liderle doğrudan konuşmadığını da ekledi. Mojtaba'nın tam yerini bilip bilmediği sorulduğunda ise doğrudan yanıt vermekten kaçınarak "Bilme ihtimalim yüksek" ifadesini kullandı. Bu yaklaşım, Washington'un Tahran'daki yeni aktörlerle diyalog kurma konusunda istekli olduğunu ancak temkinli davrandığını gösteriyor.
Trump, her iki tarafın da bir anlaşma imzalamaya "çok yakın" olduğunu savunurken, İran'ı nükleer emellerinden daha fazla vazgeçmeye çağırıyor. Zenginleştirilmiş uranyumun geleceği, ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşı sona erdirmenin önündeki en zor engel olmaya devam ediyor. Trump, varlıklar konusundaki katı tutumunu koruyarak "Onlarla veya onlarsız gideceğiz. Ancak hedef alınmamıza müsamaha göstermeyeceğiz" sözleriyle noktayı koydu. Bu açıklama, müzakerelerdeki esneksizlik ile askeri tehdit arasındaki ince çizgiyi yansıtıyor.
